1322’de İlhanlılar’ın
Anadolu valiliğine atanan Timurtaş,
Kayseri merkez olmak üzere Sivas ve
çevresinin bölgede bağımsızlığını
ilan etmiş. Timurtaş’ın Memlükler’e
sığınması ile vekili olan Eratna
Bey’in Sivas merkez olmak üzere
Eratna Beyliği’ni kurmasıyla
Şarkışla ve yöresinde Eratna
Beyliği’nin egemenliği de başlamış
oldu.
Eratna Bey’in ölümü
üzerine yerine oğlu Ali Bey geçtiyse
de; devletin vezirliğini yapan Kadı
Burhaneddin yönetimi ele
geçirmiş(1381). Böylece yöre Kadı
Burhaneddin Devleti yönetimi altına
girmiştir. Kadı Burhaneddin 1398’de
Akkoyunlu hükümdarı Osman Bey’e
yenilmesi ve ölmesi ile bölgede bir
iktidar boşluğu olmuştur. Sivas
halkının, yaklaşan Timur tehlikesi
karşında Osmanlılar’ı davet
etmesiyle Sivas çevresinde Osmanlı
hâkimiyeti başlamış, Ankara
Savaşı’ndan sonra da bölgede
başlayan idari boşluğa, 1408 yılında
Çelebi Mehmet son vererek Sivas ve
çevresini almasıyla bölgede yeniden
Osmanlı egemenliği başlamış oldu.
Prof. Dr. Faruk
Sümer’e göre Timur’un Ankara Savaşı
sonrası bölgedeki Kara-Tatar ve
Moğolları beraberinde Türkistan’a
götürmesi üzerine Türkmenlerin
bölgeye yeniden döndüğü ve hiçbir
güçlükle karşılaşmadan XV. Yüzyılın
ilk yarısında bölgeyi yurt tutmaya
başladıklarından bahseder.
Faruk Sümer aynı
eserde Gedük(Şarkışla)
yöresi için şöyle bahsetmektedir:
Bozok’taki Şam Bayatları bu bölgenin
Gedük yöresinde yaşarlar. Bu yöre
aşağı yukarı bugünkü Şarkışla
kazasının bulunduğu yerdir. Burada
yaşayan Şam Bayatları başlıca
Hızırlu, Kesmezlü, Şeyhlü, Şarklu,
Kızıl-Donlu ve Karaca-Koyunlu gibi
obalara ayrılmıştır. Bu obalar sahip
bulundukları ekinliklerde çiftçilik
yapmakta ve kış gelince Suriye’ye
gitmektedirler. Fakat XVI. yüzyılın
ikinci yarısında Şam-Bayatları’nın
kışın Suriye’ye gitmedikleri
anlaşılıyor. XVI. yüzyılın ilk
yarısında Gedük yöresinde Kara-Yahyalu
Delü-Alilü, Ağçalu (en mühim obası:
Hacılar) Ağça-Koyunlu (Dulkadırlı’dan)
ve Şam Bayadı bulunduğundan
bahsetmektedir.
Şarkışla’ya yerleşmek
amacıyla gelen Türkler’in ne zaman
geldikleri bilinmemekle birlikte,
ilk yerleşenlerin Hacı Ali Obası ve
Hacı Himmetoğulları oldukları
söylenmektedir. Ayrıca Malatya
Arapkir’den geldikleri söylenen
Çuhadaroğulları ve
Nenehatunoğulları’nın (Hacı Ömerler)
da aynı dönemlerde ilçeye
yerleştikleri tahmin edilmektedir.
Şehrin adı 19. yüzyıl
Osmanlı kaynaklarında Tenos
olarak geçmekte olup, ilçe oluncaya
kadar “Gedik” adı verilen imtiyazlı
nahiye müdürleri tarafından
yönetilmiştir.
1867 Vilayet
Nizamnamesi’ne göre Sivas Merkez
Sancağı’na bağlı Tenos ismiyle kaza
(ilçe) durumuna getirilen
Şarkışla’da 1873 yılında belediye
teşkilatı kurulmuştur.
1870 Sivas Vilayeti
Salnamesi’ne göre, şehirde 10059
Müslüman, 1713 Hıristiyan olmak
üzere 11772 kişinin yaşadığı
belirtilmektedir.
1853–1856 Kırım
Savaşı ve 1877–1878 Osmanlı-Rus
Savaşları’ndan sonra Kafkas
Göçmenleri ve Kars Göçmenleri
bölgeye yerleştirilmişlerdir. Kafkas
ve Kars Göçmenleri Sivas’ın diğer
kazalarına olduğu gibi Şarkışla
kazasının çeşitli yerlerine
yerleştirilmiştir. Kafkas Göçmenleri
genelde Uzunyayla bölgesine
yerleştirildi.
1890 Sivas Vilayet
Salnamesi’nde şu bilgiler
verilmektedir: Sivas Merkeze bağlı
Tenos kazasının kaza merkezi Şehr-i
Kışla (Şarkışla)’dır. Merkeze
uzaklığı 12 saattir. 15 nahiye, 114
köy ve 5625 haneden oluşup 16.566
Müslüman, 6305 Hıristiyan nüfus
vardır. 39 cami, 3 medrese, 5 han,
55 dükkân, 2 fırın, 65 değirmen, 28
Müslim ve 10 gayri Müslim mektebi
olduğu belirtilmektedir.
Yine aynı salnamede
kazanın 585.979 dönümlük bir araziye
sahip olduğu, 57063 tarla, 2
çiftlik, 150 bahçe, 230 çayır ve 115
meraya sahip olduğu belirtiliyor.
Salnameye göre kazada buğday, arpa,
fiğ mercimek ve fasulye
yetiştirilmektedir. Hayvan türü
olarak deve, at, karasığır, manda,
koyun ve keçi yetiştirildiği, güzel
kilimler ve küçük halıların imal
edildiği belirtilmektedir.
Osmanlı nüfusu
üzerinde geniş araştırmalarıyla
tanınan Fransız yazar Vital Cuinet’
in 1890’lı yıllarda Sivas ile ilgili
verdiği bilgilerde, ilçemizin 50.060
nüfus ile Sivas’ın en kalabalık
kazası olduğu belirtilmektedir.
İlçede 76.841 koyun 25850 kıl keçisi
ve 11.860 tiftik keçisinin
beslendiği ve yıllık 396.822 kuruş
Ağnam (küçükbaş hayvanlardan alınan
vergi) Vergisi alındığını
belirtmektedir.
Şemseddin Sami Kamus-ül
Âlem adlı eserinde, 1890’lı
yıllardaki Şarkışla ile ilgili şu
bilgileri vermektedir: “Sivas
Vilayeti Merkez Sancağı’na bağlı bir
kazadır. 15 nahiye ve 114 köyünde
33.000 Müslüman ve meyve yetiştiren
Şarkışla zengin orman ürünleriyle
meşhurdur. Kazada koyun, keçi ve
sığır da yetiştirilir.”
1896 Devlet
Salnamesi, Tenos’un Gemerek adlı bir
nahiyesi olduğunu da göstermektedir.
Şarkışla’ nın 1900’lü yılların
başında da idari bakımdan Sivas’a
bağlı ilçe statüsü devam etmiş, bir
değişiklik olmamıştır.
Şarkışla’ya 1930’lu
yıllarda Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi
(değişimi) Antlaşması sonunda
Yunanistan’dan az da olsa Türk
muhacirleri getirilmiştir. Bu
muhacirler genelde ilçe merkezi,
Osmanpınarı ve Gümüştepe (Yapıaltın)
köylerine yerleştirilmişlerdir.
1953 yılında Gemerek
Bucağı, 1990 yılında da Altınyayla
Kasabası, ilçe durumuna
getirilerek Şarkışla ilçesinden
ayrılmışlardır.
ATATÜRK’ÜN
ŞARKIŞLAYI ZİYARETİ
Cumhuriyetimizin
kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal
Atatürk, Sivas’a giderken
Şarkışla’yı ziyaret etmiştir. Halk
tarafından anlatılanlara göre;
Şarkışla’da Atatürk’ün, eğitime
verdiği önemi gösteren bir de
hatırası vardır:
Atatürk, Sivas’a
gitmek üzere Ankara’dan yola çıkar.
Sivas’a gelmeden önce Şarkışla’yı
ziyaret etmek; yeni Türk Alfabesine
verilmesi gereken önemi göstermek
ister.
Şarkışla’ya
geldiğinde, ilçede en fazla sözü
geçen, aynı zamanda hoca ve
Şarkışlalılarca da hatırı sayılır
kişi Kalkan Hoca’yı yanına çağırtır.
Kendisine yeni alfabeyi bilip
bilmediğini sorar. O da bilmediğini
söyler. Bunun üzerine bir kara tahta
getirtir, eline tebeşiri alır ve
yeni alfabeyi gösterir. Daha sonra
da yanındaki Kalkan Hoca’ya dönerek;
en kısa zamanda yeni Türk alfabesini
öğrenmesini ve öğrencilerine de
öğretmesini emreder.