|
Şarkışla İlçesi 36°-37° doğu
boylamları(36° 25’E) ile 39°-40°
(39° 21’N) kuzey enlemleri arasında
kalmakta olup, 1902 km2
ilçe alanına ve 9472 hektar ilçe
merkezi alanına sahiptir. İlçe alanı
ile Sivas ili ilçeleri arasında alan
bakımından 7. büyüklükte olan bir
ilçedir.
Şarkışla İlçesi, İç Anadolu
Bölgesi’nin ortalama yükseltisi en
fazla ve engebesi en kuvvetli bölümü
olan Yukarı Kızılırmak Bölümü
sınırları içerisinde, Sivas ilinin
güneybatısında yer
almaktadır. İdarî bakımdan Sivas’a
bağlı olan Şarkışla’nın, il
merkezine olan uzaklığı 81km
kadardır. Yüzölçümü 2250 km2
olup, denizden yüksekliği 1180
metredir.
Şarkışla doğusunda Sivas ve
Altınyayla, batısında Gemerek,
güneyinde Kayseri ve kuzeyinde de
Yozgat ve Yıldızeli ilçesi ile
sınırlandırılmıştır. Bir
depresyon(çökmüş alan) içinde
kurulmuş şehrin kuzeyinde, Tecer ve
Şama dağları ile güneyinde Hınzır
Dağı uzanmaktadır.
İLÇENİN COĞRAFYASI
JEOLOJİK YAPI
Şarkışla arazisi, farklı jeolojik
dönemlerde oluşmuştur. Orta Anadolu
Tersiyer havzalarından birisi olan
Sivas Havzası, kuzeyde Pontid ve
Anatolitler arasında yer alan
Neotetis’in kuzey kolunun önceki
izlerini taşıyan Erzincan Sütur Zonu
içerisinde, güneyde Toridler adı
verilen tektonik birliğin güney ucu
ile sınırlandırılmıştır.
Sivas İli’nin 81 km güneybatısında
bulunan Şarkışla ve çevresinde
Paleozoik yaşlı(Birinci zaman)
metamorfik kayaçlar sahanın temelini
oluşturur. Bu temel üzerine ise
Tersiyer(Üçüncü zaman) yaşlı
birimler çökelmiş olup, Alpin
orojenezinden etkilenerek kıvrımlı
bir yapı kazanmıştır.
Üçüncü jeolojik dönemden itibaren
(Tersiyer: Paleosen-Eosen)
görülmeye başlayan tektonik
hareketler, sahanın günümüzdeki
jeolojik ve jeomorfolojik
özelliklerini kazanmasında etkili
olmuştur. Sahanın, Tersiyerden bu
yana meydana gelen tektonik
faaliyetlerle şekillendiği ve bu
şekillenme ile Kuvaterner
arazisinden(Dördüncü zaman) meydana
geldiği belirlenmiştir.
Kuvaternerdeki faylaşmalara bağlı
olarak çökmüş ve kaptür neticesinde
de dış drenaja (Kızılırmak’a)
bağlanmıştır. Oluşumda jips
erimelerinin de etkisi olmuştur.
İlçe merkezinin kuzey, güney ve
doğusunda fay hatları (kırıklıklar)
mevcut olmakla birlikte faal
değillerdir.
Şarkışla ve yakın çevresinin
arazileri ise, eskiden yeniye doğru
şöyle sıralanmaktadır: Paleosen-Eosen
fliş serisi, Oligo-Miyosen serisi,
Miyo-Pliyosen ile ifade edilen
Tersiyer arazisi ve Kuvaterner yaşlı
serilerden ibarettir.
YERYÜZÜ
ŞEKİLLERİ
Şarkışla’nın ortalama yükseltisi
1250 m’den fazladır. Dağlık ve
tepelik alanlar ile ovadan
oluşmaktadır. İlçenin kuzey ve güney
kenarları iki dağ sırası ile
çevrilidir. Kuzeyde, Torosların il
sınırlarına uzanan uçları olan
İncebel Dağlarının uzantıları yer
alır. Şarkışla’dan Şama Dağları ve
Güngörmez Dağları olarak Sivas il
merkezine doğru uzanırlar. Güney
eteklerinde ise Altınyayla
sınırlarına doğru uzanan Kara Tonus
Dağları devam eder. her iki dağ
sırasının arası; Şarkışla
düzlüğü(Gedik Ovası) olarak
adlandırılır ve tarıma elverişlidir.
İlçe’nin kuzeybatısında yer alan
Bacakbelen Dağı, tektonik
hareketlerle yükselerek oluşmuş bir
kütledir.
Şarkışla ilçe merkezinin orta
kesiminde Kale (1307 m) ve Topakkale
(1300 m) tepeleri yer alır. Killi,
kumlu ve jipsli malzemenin,
tektonizma geçirerek sertleşmiş ve
Kale ve Topakkale denilen tepelerin
günümüze kadar gelmesini
sağlamıştır.
Şarkışla Ovası’ndan toplanan sular,
Topaç Boğazı vasıtası ile
Kızılırmak’a ulaştırılır.
Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda
uzanan, taban genişliği 50–70 m,
derinliği 200–250 m civarında olan
bu boğaz, eski bir vadi
özelliğindedir.
Bölgede bazı alanlarda jips karstı
gelişmiştir. Jipse ait erime
şekilleri, sahada az eğimli yüzeyler
üzerinde gelişmiştir. En tipik
görüldüğü yer; Şarkışla’nın
kuzeybatısında Poyrazlı (1666 m)
Tepe ve Puryalak mevkiidir. Ayrıca
Elmalı Köyü kuzeyinde ve Dikili Köyü
doğusunda jips karstı gelişmiştir.
Bölgedeki büyük ölçüdeki jips
erimeleri, dördüncü zamanda yağışlı
iklim dönemlerinde gerçekleşmiştir.
Dikili-Sağır arasında yer alan;
Tuzlupınar mevki jips erimeleriyle
oluşmuş az eğimli bir düzlüktür.
ŞARKIŞLA OVASI
Çöküntü ve jips erimeleri sonucu
oluşmuş olan Şarkışla depresyonu,
batısındaki Palas ve Gemerek,
doğusundaki Hanlı ve Kayadibi
ovaları arasında kalan bir havzadır.
Şarkışla da, bu depresyon içerisinde
yer alır. 65 km2 alan
kaplayan ova, doğu-batı
istikametinde uzanmaktadır.
Şarkışla Ovasını(Gedik Ovası)
çevreleyen kısımlarda çok sayıda fay
hattı tespit edilmiştir. Bunlardan
birincisi; ovanın doğusunda
kuzeydoğu-güneybatı yönünde,
Maksutlu Köyü kuzeyinden başlayıp
Döllük Köyü güneyine kadar uzanır.
Hemen güneyinde, bu fayı kesen ve
kuzey-güney doğrultusunda uzanan bir
fay hattı daha mevcuttur.
Üçüncü bir fay hattı ise, ilçe
merkezinin güneyinden başlayıp,
batıda Gürçayır’a doğru
kuzeydoğu-güneybatı istikametinde
ovayı kat eden ve Kanak Çayı
Vadisini dikine kesen faydır.
Çatalyol ve Elmalı köylerini
güneydoğu-kuzeybatı istikametinde
kat eden fay; ovanın oluşumunda
büyük rol oynamıştır. Şarkışla
Ovası’nın batıdan doğuya doğru
daralması ve bu alanda eğim
kırıklığı nedeniyle birikinti
konilerinin oluşması, bu fayın
sonucudur.
Şarkışla İlçesi’nin içerisine
yerleştiği ova; doğu, kuzey, güney,
kuzeybatı ve kuzeydoğu yönlerinde
fay hatları ile kuşatılmıştır. Sözü
edilen bu faylar, neotektonik
dönemde meydana gelen tektonik
faaliyetlerin bir sonucudur.
Bu faylar, Şarkışla da küçük ölçekli
depremlerin olmasına neden olmuşsa
da; yüksek dereceli ve hasar veren
bir deprem günümüze kadar
yaşanmamıştır.
Ortalama 1200 m yükseklikte olan
Şarkışla Ovası, doğu-batı
istikametinde yaklaşık 20 km,
kuzey-güney istikametinde ise 10 km
genişliğindedir. Ovanın ortası düz
iken, kenarlara doğru etek
düzlükleri nedeniyle eğim artar.
Eğim, ovada 1° ve daha az bir değere
sahipken; ovanın kenar kesimlerinde
eğim, yaklaşık 1–5° kadardır.
Şarkışla Ovası’nın bir çöküntü alanı
olduğu belirlenmiştir. Ovanın
çevresindeki yüksek kısımlarında
görülen bazı formasyonlar, Şarkışla
Ovası çevresinde yaklaşık 150 m daha
aşağı seviyelerde görülmektedir. Bu
durum; Şarkışla Ovası’nın, büyük
ölçüde tektonik faaliyetler ile
meydana gelen çökme sonucunda
oluştuğunu kanıtlamakla birlikte,
ovanın kuzeybatısında Sağır-Dikili
arasındaki düzlüğün oluşmasında jips
erimeleri de etkili olmuştur. Bu
nedenle ovanın oluşumunda çökme ve
jips erimelerinin birlikte etkili
olduğu söylenebilir.
İKLİM
Şarkışla ve çevresinin iklimini;
konum, bakı, radyasyon özellikleri,
yükselti, bitki örtüsü ve hava
kütleleri gibi birçok coğrafî faktör
etkilemektedir. Şarkışla Meteoroloji
İstasyonu, deniz seviyesinden 1180 m
yükseklikte yer almakta olup, 1939
yılında kurulmuştur. Sahada görülen
iklimin ortaya çıkmasında,
jeomorfolojik özelliklerin, bölgede
görülen hava kütlelerinin önemli
rolü bulunmaktadır. Yörenin yüksek
alanlarıyla, ova arasındaki yükselti
farkının fazla olması, her iki
konumda iklim elemanlarının farklı
değerlerde belirmesine yol açmıştır.
a)
Sıcaklık
Şarkışla Meteoroloji İstasyonu’nun
41 yıllık (1964 -2005) sıcaklık
rasatlarına göre, yıllık ortalama
sıcaklığı 9,0 °C’ dır. Ancak, 1180 m
yükseltide yer alan istasyondan,
ovanın etrafını sınırlandıran yüksek
kesimlere doğru gidildikçe
sıcaklığın azaldığı ortaya çıkar.
İstasyondan alınan verilere göre, en
sıcak aylar Temmuz ve Ağustos olarak
tespit edilmiştir. Temmuz ve Ağustos
aylarına ait sıcaklık ortalaması,
19,8 °C’dir. En soğuk ay ortalaması
ise; - 3,9 °C ile Ocak’ta
görülmektedir. En yüksek ortalama
sıcaklık, Temmuz ve Ağustos
aylarında görülürken; en soğuk ay
ortalama sıcaklığı Ocak’tadır.
Temmuz – Ocak ayları arasındaki
sıcaklık farkı ise 23,7 °C kadardır.
Şarkışla, etrafı dağlık alanlar
tarafından çevrelenmiş bir çöküntü
depresyonu içerisinde kalması
nedeniyle; sıcaklığın fazla olduğu,
ağır ve soğuk havanın ise çöktüğü
bir saha özelliğini taşır. Ortalama
sıcaklığı, kuzeyinde yer alan
Sivas’tan ( 8,6 °C ) daha fazla,
buna karşılık, daha güneyinde yer
alan Gemerek’ten (9,3 °C) daha düşük
bir değer göstermektedir.
Mevsimlere göre ortalama sıcaklıklar
incelenirse; ilkbahar mevsiminde 8,4
°C, yaz mevsiminde 18,8 °C, sonbahar
mevsiminde 10,8 °C kış mevsiminde
de; – 2,2 °C, değerlerine
sahiptirler. Rasat süresi içinde en
yüksek sıcaklık 20.08.1969 tarihinde
37,5 °C olarak ölçülmüştür.
b)
Basınç ve Rüzgârlar
Şarkışla’da ortalama basınç,
kuzeyinde yer alan Sivas’ın
basıncına göre (870,7 mb) düşük
değer gösterirken; daha güneyde
bulunan Gemerek’ten de (884,1 mb)
düşük bir değere sahiptir. Şarkışla
Meteoroloji İstasyonu’nun 38 yıllık
(1964-2002) rasat sonuçlarına göre;
yıllık ortalama yerel aktüel basınç,
883,9 mb.dır. Ortalama basıncın
aylara göre dağılımı incelendiğinde,
hemen hemen bütün aylarda basınç
değerinde önemli sayılabilecek
değişmelerin olmadığı görülmektedir.
Ortalama basıncın en yüksek olduğu
Kasım ayı (887,3 mb) ile en düşük
basıncın olduğu Şubat ayı (881,0 mb)
arasında sadece 6,3 mb. lık bir
basınç farkı bulunmaktadır. Bununla
birlikte, Eylül – Ocak ayları
arasındaki dönemde basınç değerleri,
yıllık basınç ortalamasının üstünde
seyretmektedir. Kış mevsiminde, İç
Anadolu Platosu üzerinde yüksek bir
basınç sahası oluşması, basıncın
yükselmesinde etkili olmaktadır.
Bütün bunlar dikkate alındığında
bile, 45 ° enleminde ve deniz
seviyesinde 1013,3 mb. (760 mm)
olarak kabul edilen normal hava
basıncına göre; Şarkışla’da basınç
değeri, normal basıncın altında bir
değer göstermektedir.
Şarkışla’ya doğru, çeşitli yönlerden
esen rüzgârların, 32 yıllık
ortalamalarına göre toplam esme
sayısı, 10051’dir. En fazla frekansa
sahip olan yön ise kuzeydoğu olup,
yıllık esme sayısı 2479’a ve %
24,8’lik bir orana ulaşmaktadır.
Rüzgâr istikametini belirleyen
faktör ise, sahanın topografik
özelliğidir. Etrafı nispeten yüksek
tepelerle çevrili Şarkışla
Ovası’nın, kuzeydoğu ve kuzeybatı
yönlerinden alçalmış alanlar
bulunması rüzgâr istikametinde
etkili olmaktadır.
Şarkışla’da 32 yıllık rüzgâr
rasatlarına göre, yıllık ortalama
rüzgâr hızı 2,4 m/sec. olup, aylara
göre gösterdiği hızda pek bir
farklılık bulunmamaktadır. Ortalama
rüzgâr hızı, yıl içinde 2,1 m/sec.
(Aralık, Ocak) ila 2,6 m/sec.
(Temmuz, Ağustos) arasında
değişmektedir. Rüzgârın en hızlı
estiği yön güneybatıdır.
c)
Nem ve Bulutluluk
Yapılan rasatlara göre, yılın 109,5
(% 29,9) günü hava açık geçmekte ve
en yüksek değere 19,2 gün ile
Ağustos ayında ulaşılmaktadır. En
düşük değer ise, 3,8 gün ile Şubat
ayına aittir. Şarkışla’da sisli gün
sayısı; uzun yıllık ( 1941–2005 )
rasat dönemi boyunca, 15,2 gün
olarak tespit edilmiştir.
d)
Yağışlar
Uzunca bir dönemin (1941–2005) yağış
rasatlarına göre, Şarkışla’nın
yıllık ortalama yağış miktarı 414,4
mm olarak tespit edilmiştir. 1180 m
ve daha alçak rakıma sahip Şarkışla
İlçesi’ndeki yağış miktarı ile
çevresinde yer alan yüksek sahaların
yağış değerleri arasında
farklılıklar bulunmaktadır.
Çevresindeki dağlık alanlarda
ortalama yağış miktarı 645mm’ ye
kadar yükselmektedir. Şarkışla’da,
coğrafî konumun sağladığı şartlardan
kaynaklanan yağış miktarı görülür.
Yağışın yıl içindeki değişmelerini,
hava kütlelerinin hareketleri ve
cephe sistemleri düzenlemektedir.
Kutbî ve tropikal hava kütlelerinin
geçiş mevsimlerinde oluşturdukları
cepheye bağlı olarak, yağış
miktarları artan yerleşmede, yağışın
yıl içindeki miktarı da farklılık
arz eder.
Yıl geneline yayılmış olan
yağışlarda, aylık minimumlara
Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında
rastlanır. Eylül ayından itibaren
artmaya başlayan yağış miktarı, kış
aylarında da yüksek bir değere
sahiptir.
Şarkışla’da yağışın aylara göre
dağılımı incelendiğinde; Eylül
ayından itibaren artan yağışların,
sonbahar-kış devresini kapladıktan
sonra Mayıs ayında maksimum değerine
(61,0 mm) ulaştığı görülür. Yağış
fazlalığı bakımından bu ayı, Nisan
ve Ocak ayları takip eder. Bu aydan
sonra azalmaya başlayan yağış
miktarında en düşük değere,
kuraklığın belirgin olarak görüldüğü
Ağustosta ( 6,6 mm ) rastlanır.
En fazla yağış, ilkbahar mevsiminde
% 35,4’ü (146,6 mm) düşmektedir. En
az yağışlı mevsim ise, yağışın %
13,6’sını (56,2 mm) toplayan yaz
mevsimidir. Yaz mevsimindeki
yağışlar daha çok konveksiyonel
yağış özelliğindedir.
Şarkışla, İç Anadolu Bölgesi’nin
kuzeydoğu kesiminde Doğu Anadolu’ya
yakın bir konumda bulunur. Bu durum
Şarkışla ve çevresinin yağış
miktarının da belirleyicisi
olmaktadır. Deniz etkisini
engelleyen sahanın çevresindeki
yüksek kısımlar, artan karasallığın
etkisiyle; etrafındaki yağış
rejimlerinin özellikleri değişerek,
buraya özgü bir geçiş tipi ortaya
çıkar. Yıllık yağışın % 54,6’lık
kısmının, Şarkışla’ya batıdan
sokulan hava akımlarının etkili
olduğu ilkbahar ve sonbahar aylarına
rastladığı görülür. Yağış değerleri
ve yağışın aylara göre dağılımı göz
önüne alındığında Şarkışla, İç
Anadolu Karasal Geçiş Tipi
yağış rejimine sahiptir.
Şarkışla’da kar yağışlı günlerin
sayısı yüksek bir oran göstermekte
olup, yılda ortalama 22,1 gün kar
yağışlı geçmektedir. Ortalama kar
ile örtülü gün sayısı, 1941–2005
yılları arasındaki devrede, 48,5 gün
kadar tespit edilmiştir.
Uzun yıllık rasatlara göre, en
yüksek kar örtüsü kalınlığı 1964
tarihinde 66 cm’ye ulaşmıştır. En
düşük kar örtüsü kalınlığı 2 cm
olarak tespit edilmiştir. Kar
yağışları, zaman zaman ilçede
ulaşımını olumsuz yönde
etkilemektedir.
ŞARKIŞLA’NIN
İKLİM TİPİ
Şarkışla’nın iklim tipini ortaya
koymak amacıyla birçok bilim
adamının iklim sınıflandırılmasından
faydalanılmıştır. Bu sınıflamalara
göre:
Şarkışla’nın iklimi, Temmuz, Ağustos
ve Eylül aylarının kurak, Haziran ve
Ekim aylarının yarı kurak, Nisan,
Mayıs, Kasım aylarının yarı nemli ve
Aralık – Mart arasındaki dört ay da
çok nemli olarak belirmektedir.
Thorntwaite’e göre,
Şarkışla’nın iklim tipi C1 B’1
sb’ 3 harfleri ile ifade
edilen kurak ve az nemli,
birinci dereceden mezotermal, kış
mevsiminde su fazlası olan ve
denizel şartlara yakın iklim tipine
girer.
Şarkışla, De Martonne iklim
tasnifine göre, kışlar soğuk olmak
üzere her mevsimi yağışlı
Kontinental Orta Kuşak
İklim tipine (Polonya İklimi)
girmektedir.
ERİNÇ (1965) tarafından
gerçekleştirilen yağış tesirlilik
indisine göre, Şarkışla 26,9 indis
değerine sahip olup, bu değer ile
yarı nemli iklim tipine
girer.
Sonuç olarak Şarkışla’nın,
Köppen, De Martonne,
Thorntwaite ve Erinç
formüllerine göre; yarı nemli bir
iklim tipine sahip olduğu, yağışın
her mevsim olması sebebiyle kuraklık
sorununun kendini fazla
hissettirmediği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, tarımsal
faaliyetlerin yoğunluk kazandığı
Haziran – Ekim arasındaki beş aylık
sürede artan kuraklığın sulamayı
gerekli kıldığı, suyun kolaylıkla
temin edildiği yerlerde sulamalı
tarım, diğer kesimlerde ise kuru
tarımın uygulandığı gözlenmektedir.
AKARSULAR VE GÖLLER
İlçenin en önemli akarsuyu
Kızılırmak’tır. Sivas il sınırından
ilçeye giren Kızılırmak, Şama
dağları eteğinden akarak Gemerek
sınırına girer. Kızılırmak’a
Şarkışla da Kaldırak Çayı ve Acısu
karışır. Kaldırak Çayı, Şarkışla’nın
kuzey batısındaki Akçakışla
sınırları içerisinden akar.
Akdağlardan iki kol halinde doğan
Kaldırak Çayı Alaman Çermiği önünde
birleşir, Bozkurt Köyü
yakınlarındaki Kızılırmak’a akar.
Acı Su ise, yine iki kol halindedir.
İlk kol Şarkışla’nın güneybatındaki
Çaldağı eteklerinden doğan Kanak
Deresi’dir. Şarkışla içerisinden
Kızılırmak’a akar. İkinci kol ise,
batı tarafında Ahmetli, Harun ve
Gücük bölgesindeki Çaylak
Deresi olup, Ortatopaç
yakınlarında Acı Su adını alır ve
Kızılırmak’a dökülür. 1986 yılında
DSİ tarafından Kanak ve Çaylak
dereleri üzerine Yapıaltın Barajı
yapılmış olup, bu yapay gölden; 2600
hektar alan sulanabilmektedir.
Baraj, 14,6 milyon ton su toplama
kapasitesine sahiptir. Yine DSİ
tarafından Maksutlu Köyü’nde 1986
yılında yapılan yapay göl Maksutlu
Barajından da 400 hektar alan
sulanmaktadır. Şarkışla’da bulunan
kaynakların çoğu C2 S1
sulama suyu grubundadır. Bu
sular, her türlü sulamaya uygun
özelliktedir. Kaynak suları
genellikle bol jips çözülmüş, yüksek
sülfatlı sulardır. Yüksek oranda
sülfat içeren bu jipsli sular, acı
olmaları ve insan sağlığı için
tehlikeli olmaları nedeniyle içme
suyu olarak kullanılmamaktadır. Jips
çözeltili sular, tarım alanlarının
sulanmasında yararlanılmaktadır.
Şarkışla’nın önemli
akarsularından olan Acısuyun, jips
çözülmesi sonucunda acı bir tadı
vardır. İçme suyu olarak
kullanılamazken, geçtiği alanlardaki
tarım alanlarının sulanmasında
değerlendirilmektedir. Yeraltı
suyunun, doğal yollarla yeryüzüne
çıkması ile oluşan sulara
rastlanılmakla birlikte sayıca fazla
değildir. Şarkışla’ya 25 km
uzaklıkta bulunan Ortaköy Bucak’ında
sıcak su kaynağı bulunmaktadır.
Kükürt içeren kaynaktan (ılıca);
romatizmal hastalıkların tedavisinde
yararlanılmaktadır.
Şarkışla’nın diğer
önemli akarsuyunu,
kuzeybatı-güneydoğu ve doğu-batı
yönünde sahayı kat eden Kanak Çayı
oluşturmaktadır. Kanak Çayı’nın yan
kollarıyla birlikte akaçlama alanı,
yaklaşık 450 km2
kadardır. Kanak Çayı kadar büyük
olmamakla birlikte, sahanın diğer
önemli bir akarsuyu ise Acısu’dur.
Acısu, sahayı doğu-batı
istikametinde kat ederek Kanak Çayı
ile ovada birleşmektedir. Sahada
Körkuyu, Çıtrık, Kötüöküzce,
Körpınar, Cehrilik, Üzerlik,
Tuzlupınar, Kösürelik, Hamis,
Yuvazözü, Küçük ve Büyük Nohut
Çukuru diğer akarsuları oluşturmakla
birlikte, boyları kısa ve cılız
akarsulardır.
Acısu, Kötüöküzce,
Yuvazözü, Körkuyu ve Tuzlupınar
diğer derelere göre, yüksek debili
akarsulardır.
Akarsular; kar,
yağmur ve kaynak sularından
beslenmektedir. Bu akarsuların
debileri ilkbahar mevsiminde
artmakta, buna karşılık yaz
mevsiminde ise azalmaktadır. Debisi
az olan akarsular, fazla buharlaşma
ve yağış yetersizliği nedenleriyle
yaz mevsiminde kurumaktadırlar.
Akarsuyun akım miktarları, aylara
göre oldukça farklı bir şekilde
dağılmıştır. İlkbahar mevsimine
karşılık gelen bir taşkın döneminin
olduğu, buna karşılık Haziran- Şubat
ayları arasında yaklaşık dokuz ay
devam eden çekik dönemin bulunduğu
anlaşılır. Kış aylarında yağışların
çoğunlukla kar şeklinde düşmesi, don
olayının fazlaca görülmesi, akım
değerlerinin düşmesine yol
açmaktadır. Mart ayından itibaren
sıcaklık artışıyla birlikte kar
erimeleri de başlamakta, yağışların
da yağmur şeklinde düşmesi ile akım
miktarları hızla artmaktadır. Mart,
Nisan ve Mayıs ayları arasındaki
dönem, akım değerlerinin en yüksek
olduğu aralıktır.
Kanak Çayı’nın akım değerleri de göz
önüne alınırsa; ilkbahar maksimumuna
sahip, buna karşılık; yaz, sonbahar
az da olsa kış minimumlarıyla
yağmurlu – karlı rejime
sahip olduğu görülmektedir.
TOPRAK ÖRTÜSÜ
Şarkışla’da genetik toprak
sınıflandırması esas alınarak
yapılan incelemeler sonucunda, iki
ana toprak grubu yayılış
göstermektedir. Şarkışla’nın
kuzeyinde ve doğusunda fazla alan
kaplayan zonal topraklar yaygındır.
İklim özellikleri, dolayısıyla da
yağış şartlarından dolayı kahverengi
topraklar yaygındır. Şarkışla’nın
diğer kesimlerinde ise, aşırı
kuraklık nedeniyle kalsifikasyon
etkili olması sonucunda; yüksek
alkalin özellik gösteren kahverengi
ve kırmızı kahverengi topraklar yer
alır.
Şarkışla ve çevresinde, alüvyal
toprakların da geniş bir alan
kapladığı görülür. Bu topraklar,
Acısu ve Kanak’ın getirmiş olduğu
malzemeler üzerindeki topraklardır.
Alüvyal saha, % 1 ve daha az eğimli
olup, mevsimlik olarak taban suyunun
etkisi altındadır. Bu nedenledir ki,
alüvyal topraklarda taban suyu
problemi ortaya çıkmaktadır. Taban
suyu nedeniyle, toprak sürekli sulu
olmakta, böylece toprakta tuz
birikimine, çoraklaşmaya neden
olmaktadır. Şarkışla Ovası’nın
bulunduğu alan, tamamen alüvyal
topraklardan ibarettir. Şarkışla’nın
batısında Gürçayır Kasabası
yakınında dar bir sahada,
hidromorfik topraklar bulunmaktadır.
Topraklar, verimlilik özellikleri
bakımından incelendiğinde ise;
alüvyal topraklar sahanın en verimli
ve kullanım alanı en fazla olan
toprakları oluşturur. Organik madde
bakımından da zengin olan bu
toraklar geniş alana sahiptir.
Verimlilik özelliği bakımından
önemli olan diğer bir toprak türü
de, kırmızı kahverengi topraklardır.
Tahıl üretimi için değer taşıyan bu
topraklar, sahanın kuzeyinde dağılış
gösterir. Kireç oranı yüksek olan
kahverengi topraklar, en geniş
dağılışa sahip topraklar olup,
verimlikleri diğer toprak türlerine
göre düşüktür. Sahada ovanın
doğusunda dar bir alan kaplayan,
taban suyu nedeniyle yılın bir
bölümünde sularla kaplı bataklık
halinde, kurak dönemde ise kuruyarak
verimsiz bir hâl alan hidromorfik
topraklar; kullanılamayan, verimi
olmayan topraklardır.
DOĞAL BİTKİ ÖRTÜSÜ
Şarkışla ve çevresi bilindiği gibi;
İç Anadolu Bölgesi iklim şartlarının
etkisiyle step bitki örtüsüne sahip
bir bölgedir. Buna paralel olarak
sahada günümüzde doğal olarak
yetişen ağaç bulunmaz iken, otsu
türler yaygınlık göstermektedir.
Şarkışla ve çevresinde yaşayanların
anlattıklarına göre, orman
bulunduğu, fakat büyük ölçüde
tahripler sonucu günümüzdeki step
bitki örtüsüne dönüştüğü
anlaşılmaktadır. İlçenin bazı
kısımlarında(kuzeyinde) korunmuş
ormanlık alanlar az da olsa
bulunmaktadır.
Şarkışla, 414,4 mm. yıllık yağış ve
9,0 °C yıllık ortalama sıcaklığa
sahiptir. İklim tasniflerinden de
anlaşıldığı gibi, yarı nemli iklim
özellikleri taşımakta olup, yöre
orman yetişmesi için uygun şartların
alt sınırında bulunmaktadır. Orman
alanları ilçe yüzölçümünün % 2,7
kadarıdır. Sahanın kuzeyinde;
Akçakışla çevresinde(Akdağlar) orman
alanları yer alır. Bu durum, çevrede
yaşayan halkın; eski dönemlerde
ormanın bulunduğu iddialarını da
doğrulamaktadır. Orman örtüsünün yok
olması, beşeri nedenler veya iklim
değişmelerine bağlanabilir.
Antropojen step alanlarında, ağaç ve
çalı türünde bitki toplulukları da
bulunmaktadır. Ağaçsız step
alanlarında; aşırı otlatma ve
antropojen tahribatlar nedeniyle,
hayvanların yemedikleri dikenli ve
acı türler (kurt kulağı, geven)
yaygındır. En karakteristik türler
ise, yavşan otu (Artemisia fragrans),
geven (Astragalus), çoban yastığı (Acantholimon),
kekik (Thymus vulgaris), kuzukulağı
(Oxalis corniculata), ayrık otu (Agropyrum),
gelincik (Papaver laevigatum),
papatya (Matricaria), sütleğen (Euphorbia
tinctoria) vb. step türleridir.
Step türlerinin yanında, akasya (Acaciya
pycnantha), alıç (crataegus
orientalis), yabani erik (Prunus
insittia), iğde (Elaegrus), karamuk
(Berberis vulgaris), yabanî armut (Pinus
elleagrifolia), kuşburnu (Rosa
canina), leylak (Syringa vulgaris),
yemşen (Cretearus monogyna), yabanî
badem (Amygdalus orientalis), kavak
(Populus), söğüt (Salix), meşe (Quercus),
çam (Pinus) gibi çalılık ve
ağaçlıklar saha ve yakın çevresinde
dağınık şekilde bulunmaktadırlar.
Şarkışla ve çevresi İran-Turan
Fitocoğrafya bölgesi içinde
olmasından dolayı, bu bölgenin
karakteristik bazı türlerini
bünyesinde bulundurmaktadır. Sahada
yer alan step türlerinin
oluşmasında; özellikle beşerî
faaliyetlerin asli bitki örtüsünü
tahribatları ile sahada önemli bir
yere sahip olan hayvancılık
faaliyetleridir. Hayvanların aşırı
otlatılması sonucunda tahrip edilen
doğal bitki örtüsünün yerini
antropojen step almıştır. Gerçekte
mera olan step alanlarının bir
bölümü günümüzde traktörlerin
fazlaca kullanımı ile tarla haline
getirilmiştir. |